92406 kayıt bulundu.
1. -i , -i , -i , -i , Anlamsızlaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak
2. Anlamsızlaştırmaya gücü yetmek
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Anlamsız duruma getirilmek
1. açıklanmaması gereken bir olayı dolaylı yoldan anlatmak için kullanılan bir söz
1. nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , Anlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak
1. Artık anlaşabileceğimizi sanmıyorum, diyerek herifin yüzünü duvara yapıştırıyor Mustafa.
1. Artık anlaşabileceğimizi sanmıyorum, diyerek herifin yüzünü duvara yapıştırıyor Mustafa.
2. Anlaşma becerisi bulunmak
1. isim , isim , isim , isim , Aralarında anlaşma bulunan taraflardan, kimselerden biri
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Anlaşılma ihtimali veya imkânı bulunmak
1. Hangi bay belediyeciye, hangi yerde ucuz ev tutulacağı bir çeşit piyango çekişiyle anlaşılabilir.
1. Hangi bay belediyeciye, hangi yerde ucuz ev tutulacağı bir çeşit piyango çekişiyle anlaşılabilir.
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Anlaşıldığına göre, galiba, muhtemelen
1. Anlaşılan sen İstanbul'un acemisi olmalısın.
1. Anlaşılan sen İstanbul'un acemisi olmalısın.
1. `işin içyüzü, gerçeği öğrenildi` anlamında kullanılan bir söz
1. isim , isim , isim , isim , Anlaşılmak işi
1. Bu olayda dikkate değer olan, neye öncelik verildiğinin anlaşılmasıdır.
1. Bu olayda dikkate değer olan, neye öncelik verildiğinin anlaşılmasıdır.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Anlama işine konu olmak
1. Bu cümlelerin manaları yarım, bir asır sonra anlaşılacaktır.
1. Bu cümlelerin manaları yarım, bir asır sonra anlaşılacaktır.
2. Belli olmak, ortaya çıkmak
1. Karakol Cemiyeti'nin de İstanbul'dan maada, Bursa havalisinde de faaliyette bulunduğu anlaşıldı.
1. Karakol Cemiyeti'nin de İstanbul'dan maada, Bursa havalisinde de faaliyette bulunduğu anlaşıldı.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Anlaşılması güç olan, bir anlam verilemeyen, karışık, muğlak, tuhaf
1. Sen, anlaşılmaz bir ifşa kararıyla hayalimizin gözünü kör ettin.
1. Sen, anlaşılmaz bir ifşa kararıyla hayalimizin gözünü kör ettin.
1. nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , Çabucak anlaşmak
Telaffuz : anlaşı'vermek
çerçeve anlaşma, centilmenlik anlaşması, kredi anlaşması
1. isim , isim , isim , isim , Anlaşmak durumu
1. Konuşmadan başka anlaşma aracı yok mu?
1. Konuşmadan başka anlaşma aracı yok mu?
2. Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge, uyuşma, itilaf, antant, konvansiyon
1. Ukrayna ile Türkiye arasında anlaşma yapıldı.
1. Ukrayna ile Türkiye arasında anlaşma yapıldı.
3. Sözleşme, kavil
1. Babasıyla arasında gizli bir anlaşma vardı.
1. Babasıyla arasında gizli bir anlaşma vardı.
1. anlaşma belgesi düzenlenip imzalanmak
1. İki komutan arasında o gün gizli bir anlaşma yapıldığı söylentisi çıkmıştı.
1. İki komutan arasında o gün gizli bir anlaşma yapıldığı söylentisi çıkmıştı.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Düşünce, duygu, amaç bakımından birleşmek, antant kalmak
1. Bakın böylesine bir dilimiz olmasaydı, nasıl anlaşacaktık şimdi?
1. Bakın böylesine bir dilimiz olmasaydı, nasıl anlaşacaktık şimdi?
2. -le , -le , -le , -le , Sözleşmek, sözleşme imzalamak, kavletmek